Çocuklarda Öfke Nöbetleri ve Duygu Düzenleme: Ebeveyn Rehberi

Yazan: Yayın: 18 dk okuma
Çocuklarda Öfke Nöbetleri ve Duygu Düzenleme: Ebeveyn Rehberi

Çocuklarda öfke nöbetleri, yoğun bir duygunun ağlama, bağırma, kendini yere atma ya da vurma gibi davranışlarla dışa vurulduğu kısa süreli patlamalardır. Özellikle 1–4 yaş arasında gelişimin doğal bir parçasıdır, çünkü çocuğun beyni henüz güçlü duyguları sözle ifade etmeyi ve frenlemeyi öğrenmemiştir. Sıklık, süre, şiddet ve yaşa uygunluk, normal ile klinik düzey arasındaki farkı belirler.

Bu yazıda tantrum nedir sorusundan başlayarak yaşa göre beklenen öfke patlamalarını, uyarı işaretlerini, altta yatabilecek durumları ve öfke nöbeti geçiren çocuğa nasıl davranılır konusunu adım adım ele alıyoruz; amaç hem nöbet anını sakin yönetmek hem de çocuğa kalıcı duygu düzenleme becerileri kazandırmaktır.

Tantrum Nedir ve Çocuklarda Öfke Nöbetleri Neden Görülür?

Tantrum, halk arasında "sinir krizi" ya da "huysuzluk nöbeti" olarak da bilinen, çocuğun engellenme, yorgunluk, açlık ya da aşırı uyarılma karşısında verdiği kontrolsüz duygusal tepkidir. Bağırma, ağlama, tepinme, eşya fırlatma, nefesini tutma ya da yere yatma gibi davranışlar eşlik edebilir. Nöbetin en belirgin özelliği, çocuğun o anda mantıklı açıklamalara kapalı olması ve duygunun davranışı ele geçirmesidir.

Duyguları üreten limbik sistem erken yaşta oldukça aktifken; planlama, dürtü kontrolü ve sakinleşmeden sorumlu prefrontal korteks yirmili yaşlara kadar olgunlaşmaya devam eder. Yani küçük bir çocuk "istemediği için" değil, henüz yapamadığı için kendini tutamaz. Buna dil becerilerinin sınırlı olması eklenince çocuk ne hissettiğini anlatamaz ve duygu bedene yansır.

Çocuklarda öfke nöbetlerini tetikleyen yaygın etkenler şunlardır:

  • Fizyolojik ihtiyaçlar: açlık, uykusuzluk, hastalık, diş çıkarma.
  • Engellenme: istediği bir şeyin reddedilmesi, oyunun yarıda kesilmesi.
  • Geçişler: parktan eve dönme, ekranın kapatılması, uyku saati.
  • Aşırı uyarılma: kalabalık ortamlar, gürültü, uzun alışveriş turları.
  • Özerklik arayışı: "Ben yaparım" döneminde yardımın kabul edilmemesi.
  • Dikkat ve bağlantı ihtiyacı: ebeveynin uzun süre meşgul olması.

Yaşa Göre Normal Öfke Patlamaları Nasıl Görünür?

Öfke nöbetlerinin gelişimsel açıdan beklenen sınırlar içinde olup olmadığını değerlendirirken ilk ölçüt çocuğun yaşıdır. Araştırmalara göre 18 ay ile 4 yaş arasındaki çocukların büyük çoğunluğu ara sıra öfke nöbeti geçirir; bu dönemde haftada birkaç kez, birkaç dakika süren patlamalar beklenen bir durumdur. Dil ve öz düzenleme becerileri geliştikçe nöbetler belirgin şekilde azalır.

Yaş aralığıBeklenen (gelişimsel) görünümDikkat gerektiren uyarı işaretleri
12–24 ayKısa ağlama ve tepinme; genellikle açlık, uyku veya engellenmeyle tetiklenir, dakikalar içinde geçer.Her gün çok sayıda nöbet; kafa vurma gibi kendine zarar veren davranışların süreklilik kazanması.
2–3 yaşNöbetlerin zirve yaptığı dönem; haftada birkaç kez, çoğu 2–5 dakika sürer, sonrasında çocuk kolayca sakinleşir.Nöbetlerin düzenli olarak 15 dakikayı aşması, çocuğun hiçbir yöntemle yatışmaması, kendine veya başkasına zarar verme.
4–5 yaşSıklık ve şiddet azalır; çocuk duygusunu kelimelerle ifade etmeye başlar, sözel yönlendirmeye yanıt verir.Günlük nöbetlerin sürmesi, okul öncesi kurumda uyum sorunları, öğretmenden gelen tekrarlayan şikayetler.
6 yaş ve üzeriÖfke daha çok sözel tartışma, küsme ya da kapı çarpma şeklinde görülür; yere yatma gibi tepkiler nadirdir.Haftada üç veya daha fazla şiddetli patlama, sürekli huzursuz ruh hali, eşyalara ve kişilere zarar verme.

Bu tablo bir tanı aracı değil, yol gösterici bir çerçevedir; her çocuğun mizacı farklıdır. Önemli olan, tepkinin yaşla birlikte azalıp azalmadığını ve günlük işlevselliği ne ölçüde etkilediğini gözlemlemektir.

Öfke Nöbetleri Ne Zaman Klinik Düzeyde Bir Sorun Haline Gelir?

Klinik pratikte öfke nöbetlerini değerlendirirken beş temel boyuta bakılır: sıklık, süre, şiddet, yaşa uygunluk ve zarar verme davranışı. Bu boyutlardan birkaçının birlikte bozulması, tek başına yoğun bir dönemden daha anlamlıdır. Aşağıdaki işaretler, gelişimsel öfke patlamalarının ötesine geçildiğine dair uyarıcı niteliktedir:

  • Sıklık: Nöbetlerin haftalarca süren bir dönemde neredeyse her gün ya da günde birden fazla kez görülmesi.
  • Süre: Nöbetlerin düzenli olarak 15–20 dakikayı aşması ve çocuğun sakinleştikten sonra da uzun süre huzursuz kalması.
  • Şiddet: Isırma, vurma, tekmeleme, eşya kırma gibi davranışların nöbetlerin olağan parçası haline gelmesi.
  • Yaş: 5–6 yaşından sonra da yere yatma, kendini kaybetme tarzı nöbetlerin sürmesi.
  • Kendine zarar: Kafasını duvara vurma, kendini ısırma, tırmalama gibi davranışların tekrarlaması.
  • Başkasına zarar: Kardeşe, arkadaşa, ebeveyne ya da evcil hayvana yönelik saldırganlık.
  • Nöbetler arası ruh hali: İki nöbet arasında çocuğun çoğu zaman gergin, kızgın ya da mutsuz görünmesi.
  • İşlevsellik: Nöbetler nedeniyle kreş, okul, arkadaş ilişkileri ya da aile düzeninin ciddi biçimde bozulması.

Özellikle kendine veya başkasına zarar verme davranışı, nöbetin nedeninden bağımsız olarak vakit kaybetmeden bir çocuk ve ergen psikiyatristine başvurmayı gerektirir. Çocuğun kendisini ciddi şekilde yaraladığı ya da güvenliğinin sağlanamadığı durumlarda 112'yi aramaktan veya en yakın acil servise gitmekten çekinmeyin.

Öfke Nöbetlerinin Altında Hangi Durumlar Yatabilir?

Yoğun ve sürekli öfke nöbetleri bir tanı değil, bir belirtidir. Bu nedenle klinikte ilk soru "Bu çocuğun öfkesi neden bu kadar sık ve şiddetli taşıyor?" olur. Altta yatan durumlar tek başına veya birlikte bulunabilir.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB)

DEHB'de dürtü kontrolü ve duygusal frenleme güçlüğü ön plandadır. Bu çocuklar küçük bir engellenmeye orantısız tepki verebilir, hızla parlayıp hızla sönebilir. Öfke nöbetlerine dikkatsizlik, sürekli hareket halinde olma ve sıra beklemekte zorlanma eşlik ediyorsa, DEHB değerlendirmesi yapılması önerilir.

Kaygı bozuklukları

Kaygılı çocuklarda öfke, çoğu zaman korkunun maskesidir. Okula gitmek, ayrılık, yeni bir ortam ya da belirsizlik karşısında yükselen kaygı, dışarıdan inatçılık ya da saldırganlık gibi görünebilir. Nöbetlerin belirli durumlara özgü olması ve çocuğun aşırı endişeli sorular sorması bu yönde ipucu verir. Çocuklarda kaygı bozuklukları hakkındaki yazımız bu ayrımı daha ayrıntılı ele alır.

Otizm spektrum bozukluğu

Otizm spektrumundaki çocuklarda nöbetler sıklıkla duyusal aşırı yüklenme (ses, ışık, doku), rutinin bozulması ya da iletişim güçlüğünden kaynaklanır ve "meltdown" olarak adlandırılır. Klasik tantrumdan farkı, genellikle bir izleyiciye ya da hedefe yönelik olmaması ve çocuğun istediğini elde etse bile hemen sakinleşmemesidir. Göz teması, ortak dikkat ve tekrarlayıcı davranışlar açısından değerlendirme gerekir.

Dil ve konuşma gecikmesi

Kendini sözle anlatamayan çocuk, duygusunu davranışıyla gösterir. Yaşıtlarına göre az kelime kullanan ya da anlaşılmakta zorlanan çocuklarda öfke nöbetleri daha sık görülür. Dil becerileri desteklendikçe nöbetler genellikle azalır.

Uyku sorunları ve fiziksel nedenler

Yetersiz ya da kalitesiz uyku, duygusal eşiği düşürür. Horlama, gece uyanmaları, uyku apnesi, demir eksikliği, kabızlık ya da kronik ağrı gibi durumlar da huzursuzluğu artırabilir. Bu nedenle değerlendirmede çocuk hekimiyle iş birliği önemlidir.

Yıkıcı duygudurum düzenleyememe bozukluğu (DMDD)

DSM-5-TR'de tanımlanan bu tablo; haftada ortalama üç veya daha fazla, duruma göre orantısız şiddette öfke patlamaları ile nöbetler arasında da günün büyük bölümünde süregelen kızgın ya da huzursuz bir ruh halini kapsar. Tanı 6–18 yaş arasında konulur; belirtilerin 10 yaşından önce başlamış, en az 12 aydır sürüyor ve en az iki ortamda (ev, okul, arkadaş) görülüyor olması gerekir. DMDD tanısı yalnızca ayrıntılı klinik değerlendirmeyle konulur.

Öfke Nöbeti Geçiren Çocuğa Nasıl Davranılır?

Nöbet anında ebeveynin hedefi çocuğu "düzeltmek" değil, güvenliği sağlamak ve fırtınanın geçmesine eşlik etmektir. Öğretme işi, herkes sakinleştikten sonra yapılır.

Nöbet anında

  1. Önce kendinizi düzenleyin. Derin bir nefes alın, sesinizi alçaltın. Çocuk sizin sakinliğinizi ödünç alarak yatışır; siz yükselirseniz nöbet uzar.
  2. Güvenliği sağlayın. Sert ya da kırılabilir eşyaları uzaklaştırın. Kendine ya da başkasına zarar veriyorsa sakin bir şekilde araya girin ve gerekirse çocuğu güvenli bir alana taşıyın.
  3. Az konuşun. Uzun açıklamalar, tehditler ve pazarlık nöbeti besler. "Buradayım, çok kızgınsın, geçecek." gibi kısa, tekrarlayan cümleler yeterlidir.
  4. Duyguyu onaylayın, davranışı onaylamayın. "Oyunu bırakmak istemedin, bu çok zor." demek, çocuğun istediğini vermek anlamına gelmez.
  5. Sınırı koruyun. "Hayır" dediğiniz bir şeyi nöbet sırasında "evet"e çevirmek, nöbetin işe yaradığını öğretir. Karar yanlışsa bunu sakin bir anda gözden geçirin.
  6. Yakın ama baskısız kalın. Bazı çocuklar sarılmak ister, bazıları dokunulmasını istemez. Çocuğunuzun tercihini izleyin; odayı terk edip yalnız bırakmak yerine görüş alanında kalın.

Nöbet sonrasında

Fırtına dindiğinde ders vermek yerine önce bağlantıyı onarın: kısa bir sarılma, "Zor bir an geçirdin, şimdi daha iyisin." gibi bir cümle yeterlidir. Ardından çocuğun yaşına uygun biçimde neler olduğunu birlikte adlandırın: "Kulen yıkılınca çok kızdın ve fırlattın. Bir dahaki sefere ne yapabilirdin?" Bu konuşma iki üç cümleyi geçmemeli, suçlama ya da utandırma içermemelidir. Kırılan ya da dağılan bir şey varsa onarıma birlikte katılmak, sorumluluk duygusunu sözden daha iyi öğretir.

Kaçınılması gereken tepkiler de vardır: bağırmak, fiziksel ceza, alay etmek, "Böyle yaparsan seni sevmem" gibi sevgiyi koşula bağlayan ifadeler ve çocuğu uzun süre yalnız bırakmak. Bu yaklaşımlar kısa vadede nöbeti kesiyor gibi görünse de duygu düzenleme becerisini geliştirmez, aksine kaygıyı artırabilir.

Önleyici Rutinler ve Çocuklarda Duygu Düzenleme Becerileri

Çocuk öfke kontrolü, nöbet anında değil, sakin zamanlarda kurulur. Çocuklarda duygu düzenleme, tıpkı okuma yazma gibi öğretilen ve pratikle gelişen bir beceridir. Aşağıdaki stratejiler, nöbetlerin sıklığını ve şiddetini azaltmada araştırmalar ve klinik deneyimle desteklenen yaklaşımlardır.

Öngörülebilir günlük rutinler

Düzenli uyku ve yemek saatleri fizyolojik tetikleyicileri azaltır. Geçişlerden önce uyarı vermek ("Beş dakika sonra parktan çıkıyoruz, son iki kaydırak.") çocuğun hazırlanmasını sağlar. Alışveriş gibi zorlayıcı durumları çocuğun tok ve dinlenmiş olduğu saatlere denk getirmek basit ama etkili bir önlemdir.

Duygu adlandırma

Araştırmalar, duyguya isim vermenin beynin duygusal merkezlerindeki aktiviteyi yatıştırmaya yardımcı olabildiğini göstermektedir. Gün içinde kendi duygularınızı yüksek sesle adlandırın ("Trafikte biraz gerildim, derin nefes alıyorum."), kitap ve çizgi film karakterlerinin ne hissettiğini konuşun, evde bir "duygu çarkı" ya da yüz ifadeli kartlar kullanın. Kelime dağarcığı "kızgın" ve "üzgün" ile sınırlı kalmamalı; hayal kırıklığı, kıskançlık, utanç gibi duygular da öğretilmelidir.

Sakinleşme köşesi

Ceza köşesinden farklı olarak sakinleşme köşesi, çocuğun istediğinde gidebildiği, yumuşak minder, sevdiği bir oyuncak, stres topu, resimli nefes kartları gibi araçların bulunduğu güvenli bir alandır. Amaç dışlamak değil, çocuğa bedenini yatıştırmayı öğretmektir. Köşeyi çocuğunuzla birlikte kurun, sakinken orada oyun oynayın; böylece nöbet anında oraya gitmek doğal bir seçenek haline gelir.

Model olma

Çocuklar duygu düzenlemeyi anlatılanlardan değil, gördüklerinden öğrenir. Ebeveyn hata yaptığında "Az önce sana bağırdım, bu doğru değildi, özür dilerim." diyebiliyorsa, çocuk hem hatanın telafi edilebileceğini hem de öfkenin yönetilebileceğini öğrenir.

Sınırlı seçenek ve olumlu dikkat

"Mavi hırka mı, kırmızı hırka mı?" gibi iki seçenekli sorular, çocuğa kontrol hissi verirken sınırı korur. Gün içinde çocuğun sakin ve iş birliği yaptığı anları fark edip somut biçimde takdir etmek ("Kardeşin oyuncağını aldığında kelimelerle söyledin, bu harikaydı.") istenen davranışı güçlendirir. Uyku öncesi ekran süresini sınırlamak da nöbetleri azaltmaya yardımcı olabilir.

Ne Zaman Uzmana Başvurulmalı?

Her öfke nöbeti profesyonel yardım gerektirmez; ancak aşağıdaki durumlardan biri veya birkaçı varsa bir çocuk ve ergen psikiyatristi ile görüşmek önerilir:

  • Nöbetler 5–6 yaşından sonra da yoğun biçimde sürüyorsa,
  • Çocuk nöbet sırasında kendine ya da başkalarına düzenli olarak zarar veriyorsa,
  • Nöbetler evin dışında, okulda ya da arkadaş ortamında da sık görülüyorsa,
  • İki nöbet arasında çocuk çoğunlukla huzursuz, kızgın ya da mutsuzsa,
  • Öfkeye dikkat, dil, uyku, yeme ya da sosyal ilişki sorunları eşlik ediyorsa,
  • Yukarıdaki ebeveyn stratejilerini birkaç hafta tutarlı uygulamanıza rağmen belirgin bir değişiklik olmadıysa,
  • Ebeveyn olarak kendinizi tükenmiş, çaresiz hissediyor ya da çocuğunuza karşı kontrolünüzü kaybetmekten korkuyorsanız.

Erken başvuru, çocuğun "sorunlu çocuk" olarak etiketlenmesini önlemeye, okul uyumunu korumaya ve ailedeki gerginlik döngüsünü kırmaya yardımcı olur. Çocuklukta ele alınan duygu düzenleme güçlükleri, ergenlikte genellikle çok daha kolay yönetilir.

Klinikte Değerlendirme ve Tedavi Nasıl İlerler?

Çocuk psikiyatrisi değerlendirmesi, öfke nöbetlerini bağlamıyla birlikte anlamayı amaçlar. İlk görüşmede genellikle ebeveynlerden ayrıntılı gelişim öyküsü alınır: nöbetlerin ne zaman başladığı, tetikleyiciler, süre ve şiddet, aile içindeki yanıtlar, uyku ve beslenme düzeni, okul geri bildirimleri. Çocukla yapılan görüşme ve oyun gözlemi; dil, dikkat, sosyal etkileşim ve kaygı düzeyine dair bilgi verir. Gerekli görüldüğünde ebeveyn ve öğretmen ölçekleri, dikkat testleri ya da gelişim değerlendirmeleri sürece eklenir.

Doç. Dr. Büşra Olcay Öz'ün klinik gözlemlerine göre, ailelerin önemli bir kısmı kliniğe "çocuğumuz çok sinirli" şikayetiyle başvurur; ancak ayrıntılı değerlendirmede tablonun arkasında sıklıkla fark edilmemiş bir kaygı, dil gecikmesi, uyku sorunu ya da dikkat güçlüğü bulunur. Nedeni doğru adlandırmak, tedavinin yönünü belirler ve ailenin "yanlış ebeveynlik yaptık" düşüncesinden kurtulmasını sağlar.

Ebeveyn eğitimi programları

Okul öncesi ve erken okul çağındaki öfke sorunlarında ilk basamak tedavi, ebeveynlere yönelik yapılandırılmış programlardır. Ebeveyn-Çocuk Etkileşim Terapisi (PCIT), Incredible Years ve Triple P gibi kanıta dayalı programlar; ebeveynlere olumlu dikkat, etkili yönerge verme, tutarlı sınır koyma ve nöbetleri pekiştirmeden yönetme becerilerini uygulamalı olarak öğretir. Ebeveyn danışmanlığı seansları bu ilkeleri ailenin günlük hayatına uyarlamayı amaçlar.

Bilişsel davranışçı terapi (BDT)

Genellikle 7 yaş ve üzeri çocuklarda öfkeyi tetikleyen düşünceleri fark etme, bedensel uyarı işaretlerini tanıma, problem çözme ve gevşeme tekniklerini kullanma becerileri bilişsel davranışçı terapi çerçevesinde çalışılır. Çocuğun "öfke termometresi" gibi somut araçlarla kendi yükselişini izlemesi ve erken müdahale etmesi hedeflenir.

Oyun terapisi

Küçük çocuklar duygularını sözle değil oyunla anlatır. Oyun terapisinde çocuk, güvenli bir ilişki içinde öfkesini, korkusunu ve çaresizliğini sembolik olarak dışa vurur; terapist bu süreçte duyguları adlandırarak ve sınırları modelleyerek düzenleme becerisini güçlendirir. Özellikle travma, kayıp ya da aile içi değişimlerin ardından ortaya çıkan öfke nöbetlerinde tercih edilir.

Altta yatan duruma yönelik tedavi

DEHB, kaygı bozukluğu ya da otizm spektrum bozukluğu saptandığında tedavi bu tanıya göre planlanır. İlaç tedavisi öfke nöbetlerinin kendisi için değil, altta yatan ve ciddi işlev kaybına yol açan durumlar için, psikososyal yaklaşımlarla birlikte ve yakın izlemle değerlendirilir. Bu karar her zaman bireysel değerlendirme sonucunda aileyle birlikte verilir.

Sık Sorulan Sorular

Öfke nöbeti sırasında çocuğu görmezden gelmek doğru mu?

Kısmen. Dikkat çekmeye yönelik, güvenli ve hafif nöbetlerde davranışa aşırı tepki vermemek işe yarar; ancak çocuğu duygusal olarak terk etmek doğru değildir. En etkili yaklaşım, aynı odada sakin ve ulaşılabilir kalmak, pazarlığa girmeden kısa cümlelerle varlığınızı hissettirmek ve nöbet bitince bağlantıyı yeniden kurmaktır. Kendine zarar veren çocuk asla görmezden gelinmez.

Çocuklarda öfke nöbetleri hangi yaşta biter?

Çoğu çocukta nöbetler 2–3 yaş civarında zirve yapar, 4 yaşından itibaren belirgin biçimde azalır ve okul çağıyla birlikte büyük ölçüde yerini sözel ifadeye bırakır. Mizacı yoğun çocuklarda bu süreç biraz daha uzun sürebilir. 6 yaşından sonra da haftada birkaç kez şiddetli nöbet sürüyorsa, bunun nedeninin araştırılması gerekir.

Çocuğum nöbet sırasında nefesini tutup morarıyor, tehlikeli mi?

Katılma nöbeti olarak bilinen bu durum, küçük çocuklarda öfke, korku ya da ağrı anında görülebilir; genellikle bir dakikadan kısa sürer, kendiliğinden geçer ve kısa bir bilinç kaybı eşlik edebilir. Çoğunlukla zararsızdır; ancak ilk kez yaşandığında mutlaka, sık tekrarlıyorsa ya da uzun süren kasılma ve bilinç kaybı varsa demir eksikliği, kalp ritmi ve nörolojik nedenlerin dışlanması için çocuk hekimine başvurun. Nöbet anında çocuğu güvenli biçimde yan yatırın, sarsmayın ve sakin kalın.

Öfke nöbetleri şımarıklık ya da yanlış ebeveynlik belirtisi midir?

Hayır. Öfke nöbetleri gelişmekte olan bir beynin doğal sonucudur; en özenli ailelerin çocukları da nöbet geçirir. Ebeveyn tutumu nöbetin ortaya çıkmasından çok, ne kadar sürdüğünü ve zamanla azalıp azalmadığını etkiler. Tutarsız sınırlar ya da nöbet sırasında isteği yerine getirmek döngüyü pekiştirebilir; ancak bu bir suçluluk değil, değiştirilebilir bir öğrenme meselesidir.

Çocuklarda öfke nöbetleri için ilaç gerekir mi?

Öfke nöbetlerinin büyük çoğunluğu ebeveyn eğitimi, rutin düzenlemeleri ve gerektiğinde psikoterapi ile yönetilir; ilaç ilk seçenek değildir. İlaç yalnızca DEHB, ciddi kaygı bozukluğu gibi altta yatan bir tanı varsa ve belirtiler günlük yaşamı ağır biçimde bozuyorsa, çocuk psikiyatristinin bireysel değerlendirmesiyle ve psikososyal tedaviyle birlikte gündeme gelir. Karar her zaman aileyle birlikte verilir.

Çocuğunuzun öfke nöbetleri sizi endişelendiriyorsa yalnız değilsiniz; bu, doğru yaklaşımla çoğunlukla iyi yanıt veren bir durumdur. Ankara Çankaya'daki kliniğimizde Doç. Dr. Büşra Olcay Öz ile çocuk ve ergen psikiyatrisi değerlendirmesi için randevu sayfamız üzerinden ya da 0507 774 72 12 numaralı telefondan bize ulaşabilirsiniz.

Doç. Dr. Büşra Olcay Öz

Yazar

Doç. Dr. Büşra Olcay Öz

Çocuk ve Ergen Psikiyatristi

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. Çocuk ve ergen psikiyatrisi alanında 15 yılı aşkın deneyime sahip. DEHB, anksiyete bozuklukları, depresyon ve otizm spektrum bozukluğu konularında uzmanlaşmıştır. Ulusal ve uluslararası birçok bi...

Profili görüntüle →
Paylaş:
WhatsApp ile yazın